SHELA’DAN SEVGİLER

Güzel günler herkese 🙂 Ben Shela, İngiliz Spaniel Cocker cinsi, 11 yaşında kızıl saçlı bir insan dostuyum. Bu sayfada yaşadığım güzellikleri, deneyimlerimi, zorlukları ve tüm sevgimi paylaşmak istiyorum sizlerle. İçinizde benim gibi evcil dostları olanlar da vardır şüphesiz. Biraz da bizim gözümüzle görmek isterseniz olup bitenleri, beni takip edin derim 🙂

Sizlerle ilk paylaşımıma hafta sonu canım arkadaşım bazen de annem gibi hissettiğim Bade ile yaptığım geziyi anlatarak başlamak istiyorum.

Normalde Bade’nin uyanış saatlerine göre haftanın günlerini iyi bildiğimi düşünüyorum.  Mesela en sevdiğim iki gün var, siz cumartesi ve pazar diyorsunuz o günlere. Bade’nin biraz daha geç kalktığı ve evde kahvaltı ettiğimiz, oyun oynadığımız, bolca gezdiğimiz günler. Kısaca benim en mutlu olduğum iki gün.

Ama bu pazar biraz tuhaftı nedense. Pazar olduğunu bildiğim halde, güne erken başladık, nedenini hiç anlamadım.  Sanırım yorgundum çünkü Bade uyandırmasa hiç de gözümü açmak gibi bir niyetim yoktu. Rüyamda büyük bir bahçede erkek kardeşim ile top oynuyordum. Evet, benim erkek kardeşim hem de ikizim! Tuhaf ama benim arka ayaklarımda altı onun ise dört parmağı var, benim dilimdeki leke solda onun ki ise sağda 🙂 .Onu alan aile ile Ankara’ya gitti, bir daha haber alamadım, yıllardır görmedim ama bazen düşünüyorum. Dilerim o da beni hatırlıyordur.

Lafın kısası uyanmak zorunda kaldım. Her zaman olduğu gibi antredeki kilimin üzerinde tasmamın takılmasını heyecanla beklemeye başladım. Ve sonunda dışarıya çıktığımızda çok mutluydum. Güneş açmıştı, kuş kardeşler şarkılarını söylüyor, erik ağacı güzel çiçekli dallarını rüzgârda savuruyordu. Bizim apartmanın beslediği sarı lekeli kara kedi yine kapıda esneyip duruyordu. Galiba alışmaya başladı bana bu sefer kaçmadı. O da haklı aslında, ne de olsa sokakta bazı yaramaz arkadaşlarım sürekli kovalıyorlar kendisini.

Bu sefer erken çıktık ama Bade acele etmiyordu, demek ki işe yetişmesi gerekmiyordu, artık emindim bu gün pazardı. Oldukça uzun bir gezi yaptık, ikinci poşeti almamız iyi olmuş 🙂

Eve döndüğümüzde her zamanki gibi temizliğim yaptık, yüzüm de yıkandı ve ben yine koşarak su kabıma daldım. Ne yapayım su içmeyi çok seviyorum, çabuk susuyorum. Canım doktorum Gürkan Bey normal olduğunu söyledi. Zaman zaman çok su içmek az içmek gibi bir hastalığın habercisi olabiliyormuş. Ama ben yaşıma göre iyiyim. Yani sağlıklı bir teyzeyim 🙂

Bade giyinirken ben de dayanamadım ve sabah kahvaltımı yaptım. Benimle vedalaşıp giderken, yine arkasından bakıp, çabuk dönmesini diledim ve cici bebeğim ile baş başa beklemeye başladım. Akşama kadar yalnız olduğumu düşünüyordum ki, kapı açıldı 🙂 canım annem gelmişti. Yine tasmamı taktı ve beraber yürümeye başladık. Uzun bir yürüyüşün ardından en sevdiğim trafik ışıkları göründü. Niye mi seviyorum? Çünkü benim çok mutlu olduğum yerlerden biri olan Göztepe Park’ı tam karşıdaydı. Öğrendim yolu biliyorum işte.

Daha karşıya geçmemiştik ama çiçek kokuları burnuma gelmişti bile. Heyecanla tasmamı çekiştirmeye başladım ‘’ hadi hadi çabuk ‘’ diyordum sabırsızca.

Koşarak girdik parka, yüzümüze vuran güneşin, ikimizi de mutlu ettiğini söyleyebilirim. Lalelerin arasında yürüdük, çimenlerin üzerine oturduk, sarıldık, annem fotoğraflarımızı çekmeye doyamadı, her zamanki gibi 😉 Ne yapsın onun da kusuru bu işte! Kimse kusursuz değil bu dünyada bence.

Onu çok seviyorum o da beni galiba 🙂

SHELA

2017-04-21T18:53:47+00:00